NÜFUSUN ALANSAL DAĞILIŞI

 

 Nüfusun Alansal Dağılışı

Türkiye'de nüfusun alansal dağılışına bakıldığında ilk dikkati çeken özellik dağılımın

tekdüze olmadığıdır.

Konu coğrafi bölgeler yönünden de alınırsa, en yüksek nüfus yoğunluğu değerlerine

Karadeniz bölgesinin doğu bölümünde ve kıyı şeridinde rastlanır. Ilıman bir ikli-

64 T Ü R K İ Y E ' N İ N N Ü F U S U

A Ç I K Ö Ğ R E T İ M F A K Ü L T E S İ

min görüldüğü bu kesimin hemen gerisinde yükselen kıyıya paralel dağlık alan nüfus

yönünden oldukça boştur. Karadeniz kıyılarında doğudan batıya doğru ilerlerken

Orta Karadeniz bölümünde dağların alçalması ve kıyıdan uzaklaşması nedeni

ile yoğun kuşağın iç kesimlere doğru genişlediğini söyleyebiliriz. Burada Bafra ve

Çarşamba ovaları ile Yeşilırmak ve Kelkit vadileri yoğun nüfuslanmıştır. Ulaşım

imkanlarının yeterince geliştirilemediği Batı Karadeniz bölümünde Zonguldak ve

Ereğli çevresi ile içte Bolu ve Düzce ovalarında yoğun nüfustan bahsedilebilir.

Gerek çok uygun coğrafi özellikleri, gerekse beşeri faktörlerin etkisi ile Marmara

bölgesi, ülkemizin en yoğun nüfuslanmış kesimidir. Nitekim bölge içinde kuzeyde

Karadeniz'e bakan Yıldız Dağları bölümü ve Biga yarımadası dışında hemen her yörede

nüfus yoğunluğu yüksek düzeydedir. Ege bölgesinde tarımsal verimin yüksek

olduğu Gediz, Büyük Menderes, Küçük Menderes ve Bakırçay çöküntü ovaları

(graben) ve İzmir civarı Türkiye nüfus yoğunluğu ortalamasının çok üstünde nüfuslanmış

yerlerdir. Buna karşılık depresyonları birbirinden ayıran kırık dağları

(horst) ve İçbatı Anadolu bölümünde yükselen dağ kütleleri çoğu yerde hemen hiç

nüfuslanmamıştır.

Akdeniz bölgesi içinde Çukurova ile Antalya ve Hatay ovaları başlıca nüfus yoğunluk

bölgeleri olarak dikkati çekerler. Oysa Teke ve Taşeli platoları ile Torosların geniş

dağlık sahaları sadece geçici yerleşilerek, yer yer mevsimlik olarak nüfuslanır.

Doğu Anadolu'da nüfus genel olarak seyrek olmakla birlikte Iğdır, Erzurum, Erzincan,

Malatya ve Elazığ depresyon ovaları yoğun nüfuslu adalar halindedir. Yüksek

platolar ve dağ kütleleri ile Hakkari bölümünün hemen tamamı (Yüksekova dışında)

bomboş denilecek kadar az nüfuslanmıştır.

Geniş alanlarda düşük nüfus yoğunluğu ile karakterize olan bölgemiz ise İç Anadolu'dur.

Diğer bölgelerden farklı olarak burada vadi boyları ve depresyon tabanları

seyrek nüfusludur. Buna karşılık su kaynağı durumundaki dağların etekleri yoğun

nüfus barındırırlar. Örneğin; Kızılırmak vadisi ile Yukarı Sakarya vadisi az nüfuslanmışken,

Erciyes dağının eteğinde Kayseri, Melendiz eteğinde Niğde, Torosların

kuzey eteklerinde Konya, Karaman ve Ereğli, Sultan dağları eteğinde Alaşehir yerleşme

merkezleri mevcuttur.

Nihayet Güneydoğu Anadolu bölgemizde az yağışlı düzlükler tenha, buna karşılık

dağ etekleri ve Mardin Eşiği gibi basık sırtlar daha fazla nüfusludur. Ayrıca GAP

projesinin tamamlanmasının ardından Suriye sınırı boyunca uzanan sahanın da yoğun

bir şekilde nüfuslanacağı söylenebilir.

T Ü R K İ Y E ' N İ N N Ü F U S U 65

A N A D O L U Ü N İ V E R S İ T E S İ

Tablo 6.3: Türkiye Nüfusunun Coğrafi Bölgelerimize Göre Dağılımı (1990)

Nüfus miktarı Ülke genelindeki

Bölge (milyon) payı (%)

Marmara 13.0 23.0

İç Anadolu 9.3 16.4

Karadeniz 8.3 14.7

Akdeniz 7.5 13.3

Ege 7.4 13.3

D.Anadolu 5.8 10.6

G.D.Anadolu 4.9 8.7

4.2. Türkiye'de Nüfus Yoğunluğu

4.2.1. Aritmetik Nüfus Yoğunluğu

Sınırları belli bir sahada yaşayan toplam nüfusun, o sahanın yüzölçümüne

bölünmesiyle en basit nüfus yoğunluğu kavramı olan "Aritmetik Nüfus Yoğunluğu"

elde edilmektedir. Buna göre, Türkiye'nin 1990 yılına ait nüfus yoğunluğu

1927 yılında 18 olan yoğunluk değerimiz 1990'da 73 kişiye çıktığına göre, 1927-90

devresinde Türkiye aritmetik nüfus yoğunluğunda dört katından fazla bir artış

meydana gelmiştir. Gerçekleşen bu büyüme kuşkusuz nüfusumuzun artması, fakat

ülke yüzölçümünün sabit kalmasıyla ilgilidir.

1960 yılı sayım sonuçlarına göre ülkemizin aritmetik nüfus yoğunluklarını hem

izdüşüm, hem de gerçek yüzölçümümüzü dikkate alarak hesaplayınız.

Aslında aritmetik nüfus yoğunluğu arazi-nüfus ilişkisini ortaya koymada pek güvenli

değildir. Çünkü nüfusun araziye eşit olarak dağıldığı farzedilmiş ve yüksek

dağlık sahalar, ürün elde edilemeyen alanlar veya ormanlar da nüfuslanmış olarak

hesaba katılmıştır. Bu tür sakıncalarına rağmen aritmetik yoğunluk değerleri pedagojik

yönden ve karşılaştırma yapmaya imkan vermesi bakımından önemlidirler.

Aşağıdaki tablolarda ülkemizin 1990 yılı aritmetik nüfus yoğunluğunun bazı Avrupa

ülkeleri ve komşu ülkeler ile karşılaştırması verilmiştir.

Tablo 6.4: Türkiye ve Bazı Avrupa Ülkelerinde Aritmetik Nüfus Yoğunluğu

Ülkeler Km2 / nüfus

Türkiye 73

Fransa 101

İngiltere 232

Belçika 318

Hollanda 353

D.İ.E. kaynaklarında kullanılan

774.815 km2 'lik yüzölçümümüz

izdüşüm

alan (göller hariç) olup, ülkemizin

gerçek alanı olan

814.578 km2 'lik değer dikkate

alındığında aritmetik

nüfus yoğunluğumuz 69.3

olarak hesaplanır.

66 T Ü R K İ Y E ' N İ N N Ü F U S U

?

56.473.035

774.815

= 72.9 kişi/km2 olarak bulunur.

A Ç I K Ö Ğ R E T İ M F A K Ü L T E S İ

Tablo 6.5: Türkiye ve Komşu Ülkelerin Aritmetik Nüfus Yoğunlukları

Ülke Alan (km2) Km2 / nüfus

İran 1.648.000 33 (1990)

Irak 438.310 42 (1990)

Suriye 185.000 70 (1992)

Türkiye 774.815 73 (1990)

Yunanistan 132.000 77 (1992)

Gürcistan 69.700 78 (1990)

Azerbaycan 86.600 80 (1990)

Bulgaristan 111.000 81 (1992)

Ermenistan 29.800 117 (1991)

Aritmetik nüfus yoğunluğumuzun illere ve bölgelere göre dağılışı incelendiğinde

ilden ile ve bölgeden bölgeye önemli farklar olduğu dikkati çeker. Bu farklarda esas

rolü il veya bölge yüzölçümlerinin büyüklüğü ile göç alıp verme durumu oynar.

Örneğin; en küçük ikinci coğrafi bölgemiz olan Marmara, 1990'da 193'e varan yoğunluk

değeri ile ülkenin en çok nüfus çekmiş bölgesi konumundadır. En büyük

bölgemiz olan D.Anadolu ise en az nüfuslanmış olarak dikkati çeker (Tablo 6.6 ve

Tablo 6.7'yi inceleyiniz).

Tablo 6.6: Coğrafi Bölgelerimizde Nüfus Yoğunlukları

Yüzölçümü Nüfus Yoğunluğu

Bölge (km2) (Km2 / nüfus)

Karadeniz 143.537 58.3

Marmara 67.306 193.0

Ege 93.139 80.2

Akdeniz 122.927 61.4

İç Anadolu 163.057 57.0

D. Anadolu 165.436 35.5

G.D. Anadolu 59.176 82.9

Tablo 6.7: Aritmetik Nüfus Yo0ğunluğu En Yüksek ve En Düşük İller (1990)

İl Nüfus Yoğunluğu

İstanbul 1299.1

Kocaeli 254.4

İzmir 212.0

Hatay 195.5

Erzincan 24.6

Tunceli 15.3

Hakkari 17.4

Gümüşhane 15.1

T Ü R K İ Y E ' N İ N N Ü F U S U 67

A N A D O L U Ü N İ V E R S İ T E S İ

4.2.2. Fizyolojik Nüfus Yoğunluğu

Aritmetik nüfus yoğunluğunda ortaya çıkan ve daha önce bahsettiğimiz sakıncalı

durumu bir ölçüde giderebilen bir diğer nüfus yoğunluğu kavramı "Fizyolojik Nüfus

Yoğunluğu"dur. Toplam nüfusun tüm ülke yüzölçümüne değil, sadece tarım

yapılan ekili-dikili alana bölünmesi ile elde edilir.

Buna göre; 1990 yılı nüfusumuzu (56.473.000) ekili-dikili alana (286.450 km2) dağıttığımızda

km2 'ye 197.1 kişi düşer. Bu rakam, aritmetik nüfus yoğunluğundan

daha gerçekçidir. Şöyle ki, 1 km2'lik tarımsal alanın Türkiye'de yaklaşık 197 kişinin

beslenmesini, doyurulmasını sağladığını gösterir. Çeşitli ülkelere ait fizyolojik

nüfus yoğunluğu değerlerine bakıldığında ülkelerin gelişmişlik düzeylerine göre

bir karşılaştırma yapmak zordur. Nitekim Japonya (2821), Hollanda (1723) ve Belçika

(1264) gibi gelişmiş ülkelerde yüksek düzeyde olmasına karşın, bir başka gelişmiş

ülke olan ABD'de (123) düşük değerlerle karşılaşılıyor. Yine de sanayileşmiş Batı

Avrupa ülkelerine oranla fizyolojik nüfus yoğunluğumuzun düşük olması, Türkiye'de

tarım alanlarının beslemek zorunda olduğu nüfus miktarı bakımından henüz

çok büyük problemler yaşanmadığını gösteriyor. Fizyolojik nüfus yoğunluğu şüphesiz

aritmetik yoğunluk kavramına göre daha fazla açıklama kuvveti olan bir kavramdır.

Ancak bu metodun da kuşkusuz bazı sakıncaları vardır. En önemli sakıncası

ise ülkenin tüm nüfusunu tarımla uğraşıyormuş gibi varsaymasıdır.

4.2.3. Tarımsal Nüfus Yoğunluğu

Sadece tarım ve hayvancılıkla geçinen çiftçi nüfusun ekili-dikili alanların yüzölçümüne

bölünmesiyle elde edilir. Başka kelimelerle kırsal nüfusla tarımsal arazi yüzölçümünün

birbirine oranlanması işlemine dayanır. 1990 sayım sonuçlarına göre

Türkiye'de kırsal nüfus 23.146.684 kişidir (D.İ.E.). Bu değeri ekili-dikili alana böldüğümüzde,

tarımsal nüfus yoğunluğunun 80.8 kişi/km2 olduğu görülür. Ancak, bu

yoğunluk değeri coğrafi bölge ve bölümlerimiz arasında önemli farklar gösterir. Rize,

Artvin ve Hakkari gibi kır nüfusunun fazla, buna karşılık tarım topraklarının az

olduğu sahalarda tarımsal nüfus yoğunluğu artmaktadır. Konya, Şanlıurfa gibi geniş

tarım alanlarının bulunduğu illerde tarımsal nüfus yoğunluğu ise düşmektedir.

Gelişmiş ülkelerde kırsal nüfus oranları oldukça düşüktür. Başka kelimelerle, gelişmiş

ülke çiftçisi, ülkemiz çiftçisine oranla daha fazla ekili-dikili toprağa sahiptir.

Fizyolojik yoğunluk hesaplamalarına

çayır ve meralar

katılmamaktadır.

Oysa çayır ve meraların da

toplam tarım arazisi içinde

ele alınmasıyla elde edilecek

fizyolojik yoğunluk

değeri daha isabetli olacaktır.

68 T Ü R K İ Y E ' N İ N N Ü F U S U

Aritmetik

Nüfus

Yoğunluğu

=

Toplam

nüfus (kişi)

Yüzölçümü

(km2)

Fizyolojik

Nüfus

Yoğunluğu

Yorum Yaz